“Yeter! Kürt Sorununda Demokratik Çözüm İstiyoruz”
mitinginde bir araya gelen yüzbine yakın kişi, “ölüm değil çözüm istiyoruz”
diyerek barış istemini haykırdı.
Türkiye Barış Meclisi’nin organize ettiği ‘“Yeter! Kürt Sorununda Demokratik
Çözüm İstiyoruz” mitingi onbinlerce kişinin katılımıyla yapıldı. Onbinlerce
kişi bir kez daha kirli savaşı protesto ederek, barış özlemlerini haykırdı.
Barış Meclisi’nin ‘Barış Konferansları’ ile başlayan çabasının ikinci
aşaması niteliğindeki ‘Barış Mitingi’ İstanbul Kadıköy Meydanı’nda yapıldı.
Bir çok siyasi parti, sendika, sivil toplum örgütü ve şahsiyeti biraraya
getiren mitingte “Kürt sorununda demokratik çözüm istiyoruz. Yeter, ölüm
değil, çözüm istiyoruz” mesajı verildi. Miting, yerel saatle saat 12:00’de
Kadıköy Meydanı’nda başladı. Mitinge katılacaklar saat 11:00’den itibaren
Tepe Nautilus alışveriş merkezinin önünde toplanmaya başladı. Mitinge
İstanbul’un dışından da temsili katılımlar oldu. Mitingde tek bir mesaj ve
tek bir pankart taşındı: “Kürt sorununda demokratik çözüm istiyoruz. Yeter,
ölüm değil, çözüm istiyoruz.” Katılımcılar için üzerinde bu mesajın
bulunduğu döviz ve şapkalar miting alanında dağıtıldı. Mitinge, DTP, EMEP,
SDP, ÖDP, ESP ve diğer çevrelerin yanı sıra bir süre önce desteklerini
deklare eden 235 aydının çoğu da katıldı.
Çelikkan: Çözüm
istiyoruz
Barış Meclisi girişimcilerinden Murat Çelikkan,
mitinge katılan yaklaşık 100 bin kişiyi Kürtçe “Hoş geldiniz. Nasılsınız.
İyimisiniz” diyerek selamladı. Bu miting için haftalar öncesinden canla
başla çalışan siyasi partiler, meslek odaları, sendikalar ve sivil toplum
örgütlerinin temsilcilerine teşekkür eden Çelikkan, “Burada gücümüzü
birleştirip tek ses ile barış ve çözüm demek için geldik. Biz çözüm
istiyoruz. Bize çözümünüz nedir diye soruyorlar. Çatışmaların köy
boşatmalarının tecritlerin, sömürünün, çözüm olmadığını biliyoruz. Savaş
değil, çatışma değil, diyalog istiyoruz. Sesimizi silahların sesi arasında
kaybetmek istemiyoruz. Sorun sınır ötesinde mi ki çözümü sınır ötesinde
arıyoruz. Çözüm burada. Çözüm milyonların ‘barış istiyorum’ talebinde” diye
konuştu. Bu sırada kitle hep bir ağızdan “Katil Erdoğan” sloganını attı.
Kalıcı bir barış istiyoruz
“Eşitlik ve özgürlüğün
yanına kardeşliği de istiyoruz” diyen Çelikkan, “Biliyoruz ki eşitlik ve
özgürlük kardeşlik olmadan bir anlam ifade etmiyor. Çocuklarımıza kalıcı bir
barış istiyoruz” dedi. Siyasi iktidara da seslenen Çelikkan şunları söyledi:
“Ölümü değil yaşamı temel alın politikalar üretin. Kürt kimliğinin Kürt
dilinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını istiyoruz. Kürtlerin onurlu
yaşamaları sağlanmadan bu topraklarda hiç kimse özgür olamaz. Sesimizi bu
toprağa barış için katalım. Birlikte adil ve özgür bir gelecek yaratalım.”
Çelikkan’ın “Bijî Aşitî” diyerek konuşmasını sonlandırmasının ardından
sanatçı İlkay Akkaya, kısa bir müzik dinletisi sundu.
Birarada yaşamaktan gurur duymak...
Mitingte Türk ve Kürt
gençlerine de söz verildi. Türk gençlerini temsilen konuşan Pınar Yanardağ
şunları söyledi: “Savaş özgürlüğümüzü çalıyor. Demokratik haklarımız
güvenlik gerekçesiyle elimizden alınıyor. Barışın özgürlüğün mücadelesini
verenler, soruşturmalarla davalarla karşılaşıyor. Savaş yaşama hakkımızı
elimizden alıyor. Uğur Kaymaz, Mizgin Özbek, Enes Ata bu savaşın en hazin
çocuk kurbanları. Ama ne yazık ki sadece onlar değil hayatını kaybedenler.
Bu savaşın yaşamlarını çalındığı on binlerce isimsiz, bu toprakların altında
yatıyor. Bugün barışın imkanını elimizde tutuyoruz. Kardeşçe yaşanacak bir
gelecek istiyorum. Kürt arkadaşlarımızın acı ve ölümlerinden çok daha fazla
paylaşacak şeyleri olduğunu biliyorum. Onların düğün ve sevinçlerini
paylaşabilecek bir gelecek istiyorum. Okullarında ders kitaplarında Mehmed
Uzun’un romanlarının kendi anadillerinde okutulduğu bir gelecek istiyorum.
Şivan Perwer’in şarkılarının Sezen Aksu şarkıları gibi birlikte söylendiği
bir gelecek istiyorum. Ben Türkler ve Kürtler olarak bir arada yaşamaktan
gurur duyacak bir gelecek istiyorum.”
‘Gizlenen şey sadece
savaş değil’
Kürt gençlerini temsilen konuşan Ömer Özcan ise
şunları dile getirdi: “Biz Kürtler için barışı haykırmak aynı zamanda
savaşın neleri yıktığını hatırlamak demek. 24 yılımız savaşla geçti.
Hayatını savaşın gölgesinde geçiren yeni nesiller yaratılmaya devam ediyor.
Çeyrek asra yakın bir zamandır bu ülkenin önemli bir kısmında bütün hayat
askeri yöntem ve önlemlerle şekillendi. Arkadaşlar gizlenen şey sadece savaş
değildir. Asıl gizlenen savaşın devam ettiği zamanlarda orada yaşayan biz
Kürtlerin nasıl bir hayat yaşadığıydı. Bizler biliyoruz ki bu durum sadece
savaştan sonra olan bir şey değildi. Kürtlerin taleplerine dair her şey
gizleniyordu. Ama ben artık bunları konuşabileceğim ve anlatabileceğim bir
dünyada yaşamak istiyorum. Çünkü 1990’lı yıllarda hızla büyüyen ve bugün
teknolojinin yoğun olarak kullanıldığı bu savaşın göbeğinde yaşamak
istemiyorum. Bu savaş gazete ve televizyon haberlerinde bir iki cümle ile
geçiliyor. Savaşın en şiddetli yaşadığı yerlerden biri olan Yüksekova’da
savaş ve baskı bizim için bir iki cümle ile geçiştirilebilecek bir şey
olmadı hiç. Hepinizi barış için, savaşın sona ermesi için, demokratik çözüm
için, Türklerin ve Kürtlerin özgürlüğü için birlikte hareket etmeye
çağırıyorum.”
Barış Meclisi: Ölüm değil çözüm istiyoruz
Gençlerin konuşmasının sonrasından Barış Meclisi adına söz alan
Ayhan Bilgen ise şunları söyledi: “Çocuklarımıza nasıl bir Türkiye
bırakmakla övünmek istiyoruz. Anadolu’da konuşulan hiç bir dil bırakmamak
yaşanılan hiç bir inanç bırakmamak kimin için gurur meselesi olabilir.
1930’lu 40’lı yılların despot dayatmacı anlayışları ile hazırlanmış kanun
metinleri ile yaşamaya daha ne kadar katlanacak göz yumacağız. Toplumun bir
kısmını Parlamento dışında tutmak için kurgulanmış seçim yasalarıyla bir
birimizi dışlayarak hangi akla hizmet etmiş bulunuyoruz. Bütün farklılıkları
bilinerek Kürt halkının seçilmiş tüm temsilcileriyle diyalog ortamının
sağlanması için gecikmeden adım atılması gerekmektedir. Kürt halkının
talepleri sadece Kürtler için değil, Türkler için de daha fazla özgürlük,
daha fazla adalet, gerçekçi demokrasiyi zorunlu kılmaktadır. Binlerce yıldır
giyilen yöresel kıyafetleri giydikleri için çocuklarımızı yargılıyoruz. Hem
de 23 Nisan törenlerinde çocukların bayramında şal û şepik giyen çocuklar
tırnak içinde ‘terör örgütünün propagandasını’ yapmakla suçlanıyorlar. Bugün
Türkiye’nin bir çok bölgesinde en küçük bir tartışma bir Türk-Kürt
kavgasına, linç girişimine dönüşüyorsa her şeyi yeniden düşünmek zorundayız.
Türkiye’nin bu sorunu çözebilmesi için önce geçmişi ile yüzleşmesi
gerekiyor. Türkiye Barış Meclisi adalet ve özgürlük olmadıkça barışın da
olmayacağı gerçeğini bir toplumsal iradeye dönüştürmek için yola koyuldu.
Yeni bir toplum sözleşmesi için, yeni bir barış projesi ve kuruluş iradesini
geliştirebilmek için el ele vermek; taşın altına sadece elimizi değil,
yüreğimizi de koymak zorundayız. ‘Artık Yeter’ diyoruz. Ölüm değil, çözüm
istiyoruz. Kürt sonunda adil ve barışçıl bir çözüm için hep birlikte olmaya;
sesimizi daha da yükseltmeye davet ediyoruz.”
Uzun, Doğan ve
Dink anıldı
Miting, yazar Mehmed Uzun, siyasetçi Orhan Doğan
ile gazeteci Hrant Dink için yapılan anmanın ardından Ermeni sanatçı
Bese’nin verdiği konserle son buldu.