| |
BÜLENT ERSOY KADAR ERDEMLİ OLABİLMEK

|
Mihrac Ural /
mircihan@gmail.com
“...Herkesin boyun eğdiği bir noktada ana bile olmayan
ve hiç bir zaman olamayacak olan Bülent Ersoy, halkının duyarlı
bir sanatçısı olarak Kral çıplaktır dedi. Ve bunu demekle de,
yer yerinden oynadı. Kovuşturulmaya başlandı, insani erdemden
nasibini alamamış çeyrek aydınlardan da tepki gördü...” |
Bu
satırların yazarı yeryüzünde Bülent Ersoy için en son yazı yazacak
kişidir. Ama şimdi destek yazısını yazmakta geç kaldığını anlayan ilk
kişidir. Bir zalim savaş ortamındayız, bir ahlaksız ve pervasız
cehennemi halklarımıza reva gören akılların sultası altındayız. Ortak
ülkemizin vatandaşları üzerine, dış güçlerden aldığı yardım ve icazetle,
top tüfek uçak ve bilcümle ölüm kusan aparatlarla, üstelik sınır ötesi
operasyon düzenleyecek kadar vasıfsız bir kinle savaş yürüten bir
siyasal iktidarla karşı karşıyayız.
Düne kadar birbiriyle çıkar çatışması içinde olan AKP ve ORDU ırkçılık,
milliyetçilik, ulusalcılık adı altında kendi vatandaşları olan Kürtlere
ölümü, yıkım ve kıyımı reva görmektedirler. Bunu da emir komuta
zincirinin beyinsiz yaptırımlarına ve korkutmalarına bel bağlayarak,
zorunlu askerlik yasasının emirleri altına yığdığı gençleri ölüme
sürmektedirler. Kardeşi kardeşe katletmeye mahkum edilmektedir. Buna dur
diyenler, terörist ya da terör destekçisi diye kovuşturulmakta işkence,
zindan ve bin bir baskıyla susturulmaya çalışılmaktadır. Aydın onuru ve
erdemi ise, bu gidişe sesiz kalmakta boynu bükük bir aciz içinde
olaylara seyirci ya da şakşakçı olmaktadır. Bilim adamları, sanatçılar,
ilericiler birey bazında yüz akıl olacak hiç bir tutum ortaya
koyamamaktadırlar.
Herkesin boyun eğdiği bir noktada ana bile olmayan ve hiç bir zaman
olamayacak olan Bülent Ersoy, halkının duyarlı bir sanatçısı olarak Kral
çıplaktır dedi. Ve bunu demekle de, yer yerinden oynadı. Kovuşturulmaya
başlandı, insani erdemden nasibini alamamış çeyrek aydınlardan da tepki
gördü. Ancak bir uyarıydı, bir mesajdı yaptığı. Bu mesaj halkların,
Anadolu mozaiğinin yüreğine, beynine sağlam şekilde ulaştı ve yer etti.
Kimi zaman haksız da olsa cinsel tercihleri nedeniyle, tiksintiyle
yaklaşılan bu insan, gerçek bir anne, gerçek bir kadın, dik duruşuyla,
ortaya attığı çığlıkla gerçek bir halk sever insan olduğu dosta düşmana
aynen beyan görülmüş oldu.

Bülent Ersoy; "Başkalarının savaşı için doğurduğum çocuğu toprağa
veremem" dedi. "masa başlarında savaş planları yapanların planları
uğruna oğlumu ölüme göndermem "dedi. " Şehitler ölmez vatan bölünme
teranelerine yeter artık, canlı gönderdiğimiz evlatlarımızı toprağa
gömmeye mecbur değiliz" dedi. Bu cümleler bilgiyle örülmüş bir aklın
haykırışı olarak bir, yiğit bir tutumun dik duruşudur. Siyasi söylem
yığınının görkemli bir özet haykırışıdır. Bu haykırış aynı zamanda, bu
günün can alıcı sorununa parmak basmak demektir. Anaların yanık
yüreğinin sesi olmak, başına gelebilecek belalara meydan okuyarak haklı
bir söylemin arkasında durmak demektir. Çoğalmasını beklediğimiz gerçek
barışın, gerçek sevgiyle örülmüş ortak yaşamın sesi budur. Ancak bu
yürekte sanatçılarımız, aydınlarımız o kadar az ki, bu azlığın verdiği
şımarıklıkla pervasızlaşan savaşın karanlık prensleri acımasızca, tarihi
kinleri düşmanlıkları ölümü ve lanetleri halklarımızın ruhlarına taşa
nakış işler gibi işlemektedir.
Bülent Ersoy bu çıkışı yapacak en son kişi sınılırdı. Ancak görüldü ki,
duyarlı olmak için, halkının yürekli sesi olmak için gerçek sanatçı
olmak yetiyormuş. Bülent Ersoy benim gibi yüz binlerin nezdinde de
gerçek bir halk sanatçısı, erdemli bir halk sever insan olarak kendini
ortaya koymuş oldu. bunun bedelinden de hiç korkmadan kral çıplaktır
dedi. Kral gerçekten de çıplaktı. çıplak kralın şaşkınlığı bundandır,
saldırıları bundandır, kovuşturma ve ceza sopasıyla susturma gibi
beyhude çabaları bundandır.
Bülent Ersoy tüm analar adana söylemesi gerekeni söyledi. Bu noktandan
geriye dönülecek bir yerde kalmadı. Ersoy'un haykırışı anaların ahını
dile getirmek kadar, şer ilkelliğiyle, dayatmaları ve kanlı
saldırganlıklarıyla halkların başına siyasi tasallut kuranlara,
başımızdan defolun gidin dedi. Bu vatan vatandaşları için vardır, insan
olmadan anaların mutluluğu kalıcı olmadan, ne vatan nede ona ait bir
değerin önemi yoktur dedi. Bir gece eğlencesindeki bu çığlığın görkemli
doruklarında biz gerçek sanatçının ne kadar anlamlı ve güçlü bir mesajla
baskıcıları sarsabileceğine tanık olduk. Sağ olasın Bülent Ersoy. Onur
ve erdemden nasibini almış tüm sanatçılar bu analar sizi bekler, Duayen
olmak işte tastamam budur, korkusuzca, her tehlikeye göğüs gererek
kefaretlere pabuç bırakmadan, halkın sesi, anaların sesi olmaktır. 27
Şubat 2008
-----------------------------------------------------
http://mihracural.blogspot.com/
|
|