SİTENE EKLE DESTEK VER

 

Linkler

 

 

 

 



Emine AYNA TRT6 Kürt halkının başarısı


Nilüfer AKBAL Ropörtaj


TRT Kürtçe Kanal Bilinmeyendil


Bülent ERSOY Kadar Erdemli Olmak

Böylesi Zulüm Görülmedi

Yasaklı Dil Zazaca


Barış İçin Tek Ses


Barış Meclisi: Operasyona karşı ortak hareket edelim!


Vicdanlarımızın sesine kulak verelim


1 Eylül Barış Günü startı verildi


Bir Oğlu Gerillada Diğeri Askerde


Kadınlar Harekete Geçti


Hakkaride Kırılan Kol


ÖZGÜR BASIN SUSTURULAMAZ

 
 

  

  SANSÜRE HAYIR
 

Büyük Doğu Paketi mi kırık kol mu?

 
Kırılan kol her zaman yen içinde kalmaz. Dünyanın öbür ucunda olsanız bile zehirli bir kıymık gibi saplanıverir bazen vicdanınızın orta yerine. Hele hele bir kibrit çöpü gibi kırdığınız bir çocuğun koluysa, sizi seyreden herkesin suratına hesap soramazlar hesabıyla tükürmeye kalkmak olur ki, gün gelir rüzg‰ra karşı tükürdüğünüzü anımsatıverirler size. Vahşetin sınırsızlığı insanı sarsarken, insanın vahşete olan tutkulu açlığı çürütüverir bütün ruhunuzu. Şiddete karşı duyduğunuz derin tiksinti, siz ne olduğunu anlamadan en şiddetten arınmış hücrenizi bile bir şiddet tutkusuyla titretir. Sırf gücü yettiği için çelimsizi ölesiye dövdüğünü gördüğünüz iri kıyım adamı şiddetin her biçiminden nefret ettiğiniz halde yine de içinizden 'Sen de yapıştır şu zalime' diyen o çirkin sesi bir türlü bastıramamak gibi. Şiddet böyle bir şeydir. Ölümcül bir salgın halini alması, size haklılık kazandırdığı o uğursuz anla başlar.

Canımızı zorla emanet almış şefkatli polis teşkilatımızın en yufka yürekli iki polisinin belli ki Newroz kutlamalarına katılmanın sakıncalarını iyice kavratmak üzere aralarına aldıkları on üç-on dört yaşlarındaki o çocuğa dersini nasıl ezberlettiğini sakıncalı bir televizyon kanalının sakıncalı seyircileri dışında gören oldu mu bilmem. Ya ağzı bağlı olduğu için çocuğun yutmak zorunda kaldığı çığlığı? Gözlerini kapayan duyamamıştır beynini bir matkap gibi oyan o çığlığı. Kulaklarını tıkayan görememiştir o vahşi görüntüleri. Çünkü öyle sesler vardır ki, görmeden duyamazsınız, öyle görüntüler var ki duymadan göremezsiniz.

Ezber tazeleyerek eskitmeye gerek yok hafızaları. Bir kez daha Hakkari. Vahşetin hüküm sürdüğü, adalet pençesinin çocukların kalbini söküp aldığı, orman kanunlarının yürürlükte olduğu karanlık dehlizde çocukların adalet aradığı o garip dünya. Tepeden tırnağa kin kesilmiş üç polis, tepeden tırnağa korkuya bulanmış bir çocuk. Polislerden biri kameraya 'Bakın daha bir çocuk' derken, öbürü bir çocuğun layık olduğu muamelenin ne olduğunu iyice sindirebilelim diye 'polise taş atan kol böyle kırılır' dercesine arkadan bükerek tuttuğu kolunu büyük bir şefkat, inanılmaz bir itina, görülmemiş bir sevgi, bir kameranın gösterebileceği en ağır çekimle usulca kırıveriyordu. Şeker uzatıverir gibi Hakkari'de bir çocuğun kolu sokak ortasında, yakın tarih kanlı bilincimizi çatırdatarak belleğimize kazınsın diye böyle kırıveriyordu her şey onun için diye bağırdıkları bu vatanın en güzide evlatları. İsrail polisinin kollarını taşla ezerek kırdığı Filistinli çocukların görüntülerini unutmak mümkün müydü? Ya başı taşla ezilen æzidî kızların gözü dönmüş topluluklarca sürüklenişi? Bu görüntüleri vaktiyle bir ayeti mırıldanır gibi okuyup vicdanımıza üfüren medyamız, selametimiz için selahiyeti vahşi yasalarca güvence altına alınmış polisimizin Hakkari'de bir çocuğun kolunu ağır ağır çatırdatarak kırarken nedense ortalıkta pek gözükmek işine gelmedi. Reyting uğruna çarşı pazardan, inşaattan işporta tezg‰hı başından, manavdan kasap dükk‰nından toplanan güçlü kadrolarla nefes aldığımız her saniyeyi bir azaba çeviren diziler için hakiki bir senaryo olabilecek böyle bir görüntüyü medyamızın nasıl kaçırdığını anlamak o kadar da güç olmasa gerek. Bu vahşetin, hassasiyetleri zalim lehine bilenen, kriminalize edilmiş düş gücüyle her anlamsız sahnede sebepsiz yere akıttığı gözyaşlarıyla duygusal enflasyon marjını duygusuzluk sınırına vardıran, her yeni diziyle vicdanı bir kez daha devüle edilen yüce milletimizi Laila dedikoduları kadar ilgilendirmediğini biliyordu elbet.

Adana'da kendisine taş atan çocuklara muz dağıtan 'Ben de vaktiyle bir çiftçi çocuğuydum' diyen komiserlerin hayat hik‰yelerine, bu uygar teşkilatın o vahşi çocukları topluca sinemaya götürüşüne, Güneydoğu gibi koordinatları her türlü kıyımla saptanan 'ilkel bir dünyanın çetin koşullarında' görev yaparken bir yandan da bu coğrafyanın silme terörist çocuklarına okul malzemeleri dağıtan askerlerimizin hep sevimli yüzünü görmeye alıştırılmıştık. Güvenlik güçlerimiz nedense hep aşırı bir şefkatle bağrına basarken canını yakıyordu bu coğrafyanın çocuklarını. Asıl buydu medyamızın anlatmak istediği.

Van, Hakkari, Siirt üçgeninde 2005'ten beri çılgın bir tasarıya kendini kaptırmış sapkın bir profesörün dudak uçuklatan ilmi araştırmalarını aratmayan kanlı deneyin ne vakit sona ereceğini yüreğimiz ağzımızda bekliyoruz. Üç polisin aralarına alarak ladese tutuşur gibi kolunu kırıverdiği o yoksul Kürt çocuğundan sonra kimse bu ölüm üçgeninde yaşananların münferit olaylar olduğunu iddia edemez. Kıyıcı derin iktidarın sınadığı hissizliğimizin derinliği, sabır denen uğursuz sorumsuzluğun gevşek bandajıyla iyice kalınlaşan vicdanımızın uyuşukluğudur. Fakat tehlikelidir böyle bir sınama. Profesörün avuçlarında patlayan her zaman denek hayvanının yüreği değildir. Kendisine yapılan haksızlığı unutabilir, fakat en belleksiz kavimlerin bile çocuklarına yapılan vahşeti unuttuğu görülmemiştir.

Her fırsatta Büyük Biraderleri göreve çağıran Orwellist rejim hayranı olan eskilerin Ziverbey Köşkü sakin solcusu şimdilerin ise divitinin ucu sağ lağımlarda ıslanan büyük yazarımızın sabaha karşı gözaltına alınışına ağıtlar yakarak ayaklanan duyarlı efk‰rı umumiye, en efk‰rlı haliyle nice zamandır Van, Siirt, Hakkari üçgeninde süren vahşeti görmezden gelmesi hayra alamet değil. Mesir macunu dağıtırken 'En az üç çocuk doğurun' diyen bir Başbakan'ın yönettiği bir ülkenin gidişatı kadar tekin değildir bu sessizlik. Doğuracağınız her çocuğun kolu şefkatli polisimizin insafına kalmış nasılsa. Hiç kuşku yok, işkenceye sıfır tolerans tanıyan başbakanımızın emrine uyarak her kadın en az üç çocuk doğuracaktır gönül rahatlığıyla. 'Kadın da olsa, çocuk da olsa' diyen bir Başbakan'ın fermanına hangi kadın uymazlık edebilir ki! Hele hele, gereğini yapmak için sokak ortasında kol kıran adanmış güvenlik güçlerimiz kadın ve çocuklara her Newroz'da bayramlarını meydan dayağı çekerek kutlarken.

Bağımsız yargımız, polislerin kameralara göstere göstere kolunu kırdığı çocuğu polise mukavemet ettiği gerekçesiyle parmaklıkların ardına gönderdi. Çocukların polis kırığı kollarından, çocuklarımızın kollarını kıran polisleri korumak yüce yargımızın biricik kutsal görevidir.

12 milyar, paslı kan kokulu çok eski bir rivayet hala, fakat Başbakan'ın erken ucunu açarak gösterdiği 'Büyük Doğu Paketi'nden 'kadın da olsa çocuk da olsa' Hakkari'nin payına düşen şimdilik kırık bir kol. Tamamını açtığında, Doğu'da kişi başına düşen gayri safi polis copu ve ceset miktarının ne olacağını öğrenmek için belki de acil servis ve hastane morg kayıtlarını beklemek gerekecek.

ARİF ALTAN
 
 
Diğer bir kaynak
 
Sorumlular görevden alınsın

Yaşam hakkının, işkence yasağının, mülkiyet hakkının ciddi şekilde ihlal edildiği olaylarda sorumluluğu bulunan tek bir güvenlik görevlisi hakkında hiçbir adli veya idari soruşturma başlatılmadığına dikkat çeken Yalçındağ, şunları söyledi: “Vali ve kaymakamlar, emniyet müdürleri de halen görevleri başındadır. Başta İçişleri Bakanı olmak üzere hükümet, üzerine düşen görevi yerine getirmemiştir. Yerel makamlar, öteleyen ve dışlayan tavırlar sergileyerek toplumsal barış ortamını zedelemişlerdir.” Yalçındağ, İHD olarak yaşanan bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, Siirt, Van, Hakkari Valileri, Yüksekova Kaymakamı ve Emniyet Müdürlerinin derhal görevden alınmasını talep etti.

İHD’nin Newroz tespitleri

İHD’nin hazırladığı raporun son kısmında diğer tespitlere yer verildi:

- Güvenlik güçleri aşırı ve orantısız güç kullanmıştır. (silah kullanma, rastgele insanları dövme, panzerleri insanların üzerine sürme)
- Polis araçlarında insanları kışkırtan anonslar yapma (insan değilsiniz, insanlığınızı kaybetmişsiniz)
- Polisler tarafından işyeri ve evlerin camlarının kırılması, evlerin içlerine gaz bombalarının atılması.
- Emniyet müdürü Cuma Ali Aydın’ın halkın idaresi olan milletvekillerine karşı tutumu ve kışkırtıcı konuşmaları.
- İnsanlık onuruyla bağdaşmayan üst aramaların yapılması (özellikle bayanların eldivenlerle iç çamaşırlarının içine kadar aranması
- Gözaltına alınanların hastanede polis dayağına maruz kalması.
- Hastaneye başvuruda bulunan yaralıların adli vaka olarak işlem yapılmaması.
- İHD gözlemcilerinin belirli yerlerde engellenmesi, hakaret ve tehditlere maruz kalması.
- 30’un üzerinde yaralı gözaltına alınma kaygısıyla hastanelere başvuramadı.
- Güvenlik güçleri tarafından halka hakaret, küfür ve tehditlerin olması.
--------------------------------------------
AMED

Yeniozgurpolitika.org

 

 

   
 
 
 
 

 

 

 

http://top.toplinkworld.net/Kürt Site Birligi kurdish music,kurdish muzik,kurtce muzik,kurd chat,kurdish music,kurdish video,kurdish chat,kurdish news,kurdish mp3,kurdish video music,downloads music sites kurdistan kurdish musik Best Kurdish sites Music,MP3,Video,Chat kurdish music, kurtce musik, kurdisch musik, kurdish video chat, kurdish chat, kurdish shop, kurdish religion, kurdish news